Ben Neytiri'den ve Na'vinin bana nasıl yeni bir bakış açısı kazandırdığından bahsetmek istiyorum. Bu film yıllar sonra benim güzel olarak algıladığım şeyi sorgulamama ve yeni bir görüş kazanmama vesile oldu.
Bundan 10 yıl önce eminim çoğumuz ki Yüzüklerin Efendisi üçlemesini gördük, dolayısıyla Arwen'i de. Arwen benim için ideal kadın yüzünün en somut örneği oldu o zamandan beridir. Aslında günümüz güzellik anlayışı içinde de öyle konumlandırılabilir. En güzel denen başka kadınları düşünelim, Angelina Jolie, Megan Fox, Natalie Portman, daha niceleri ve hepsi aynı çizgideler, temel olarak da birbirlerine oldukça benziyorlar: Güzel göz, küçük burun, dolgun bir dudak, düzgün kaşlar...Tabi ki modern güzelliğin vazgeçilmez kabul edilenlerinden, iyi birer makyaj.
Sonra Neytiri geldi karşımıza. Muhtemelen size de öyle olmuştur, filmin ilk sahnelerinde ilerikilerde olduğu kadar güzel gelmedi gözüme. Yadırgadım hatta görüntüsünü. Birbirinden ayrık iki sarı göz, normalde kusur sayılacak genişlikte ve eğri inen bir burun, mavi ve benekli bir ten, kocaman sivri kulaklar.
Film ilerledikçe, insanın bakışı değişmeye başlıyor. O gözlerdeki bakış, sağlam ve kendine güvenli duruş, içten gülümseme, yapaylıktan uzak bir görünüş karakterinin güzelliğiyle de birleşince Neytiri insana gördüğü en güzel kadınlardan biri gibi görünmeye başlıyor.
İşte bu yüzden görüşüm değişti diyorum. Güzellik hakkatan şekil meselesinden öte, karakter, hal tavır, içtenlik ve doğallıkmış. Güzel bir gülüş ve anlamlı bakan gözler diğer her şeye üstün gelirmiş. Bu yüzden diyorum ki, Neytiri günümüz güzellik anlayışına karşı doğal güzelliğin zaferidir.