Administrator
Website URL: E-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Dünya'dan fosforlu bitki örneği
Merhaba, Sizle belki de çok hoşunuza gidecek bir bilgi paylaşacağım. Avatar'da birçoğumuzun en hoşuna giden şey, geceleri ormanın fosforlu olması ve herşeyin kendi rengince ışıl ışıl parmalasıydı değil mi? Meğer Dünya'da da böyle bir bitki varmış. Brezilya yağmur ormanlarında yetişen bu bitkinin latince adı Mycena luxaeterna. Bunun gibi parlayan 71 mantar türü varmış. Mantarın parlamasını sağlayan şey, böcek avlamak için kullandığı yapışkan bir maddeymiş.

Filmin başarısı yapımdan geliyor
Burada toplandığımıza göre hepimiz Avatar'a bir şekilde hayranız. Peki bu hayranlığınızın sebebini neye bağlıyorsunuz? Neden Avatar'ı bu kadar beğendik?
Bence bu filmi diğerlerinin ötesine geçiren, kullandığı teknik itibariyle, ürettiği dünyayı yani Pandora'yı şimdiye kadarki bütün filmlerden daha gerçekçi sunabilmesiydi. Bunda 3D'nin büyük payı olmasıyla birlikte, asıl katkının CGI'dan geldiğini düşünüyorum. Çünkü şimdiye kadarki bilgisayar karakterleri, özellikle de gerçek karakterlerle bir araya geldiklerinde çok yapay dururlardı. Oysa ki Avatar'da bu neredeyse tamamen aşılmış. Jake'in Avatar bedeniyle ilk uyandığı sahneyi düşünelim mesela, ya da Neytiri'nin Jake'in gerçek bedenine yardım ettiği.
Zaten fantastik film sevenlerin beklediği, istediği de bu değil midir? Filmin sizi gerçeklikten koparıp kendi dünyasına mümkün olduğunca sokabilmesi? Avatar bunu şimdiye kadar en iyi gerçekleştiren film oldu. Bu da teknolojisinin başarısıdır. Ekibi ve yönetmeni gerçekten taktir ediyorum. Çok büyük emek, çok büyük uğraş. Avatar'ın sinemanın geleceğini değiştireceğine ben de inanıyorum. En azından bilim-kurgu, fantastik türleri için.
Senaryo eleştirisi
Avatar filmiyle ilgili olarak yapacağım tek bir eleştiri var. İlk fragmanları gördüğümden beridir hissettiğim bir mesele bu. Filmin konusu bana ve daha bir çok kişiye aynı Disneyp yapımı Pocahontas'ı hatırlattı. Bir kaşif, yerlilerin elindeki hazinelere susamış arkadaşlarıyla bu topraklara gelir ve yerli kabilenin reisinin kızına aşık olur. Bu aşk ona doğa sevgisini de öğretir. Sonunda esas oğlan taraf değiştirir.
Bu kadar tesadüf raslantı mı diye araştırdığımda James Cameron'un bu bahsettiğim çizgi filmden etkilendiğini kendi ağzından okudum. Herhalde doğrudur.
Aslında herşeye rağmen çok güçlü bir konu olduğunu hissettim. Ayrıca kesinlikle çocuk filmi eleştirisi yapanlara katılmadığımı. Çünkü her ne kadar olumlu bitse de, çok fazla, kayıp veriliyor ve gösterilen acılar bir çocuk filmi olamayacağı kadar büyük, sahici.
Ayrıca senaryodaki bazı şeyler gerçekten çok hoşuma gitti. Mesela Jake'in gerçek bedeninin Neytiri ile karşılaşması, Jake ile Quaritch'in son dövüşünün bağlantı ünitesi yanında olması ve Quaritch'in bunu koz olarak kullanması, Trudy'nin taraf değiştirmesi senaryodaki hoş ayrıntılardı.
Sizce konunun bu kadar işlenmiş ve her sahnenin önceden tahmin edilebilecek nitelikte olması filmin bir eksisi midir? Soruyorum, çünkü konuştuğum bir kısım insanlar da görsel olarak bu kadar yeni şeyin deneneceği bir filmde seyirciyi yormamak için konunun böyle olmasını artı sayıyorlardı...